AKINCI: “EVET, EN SONA GELDİK”

    reklam alani

    Views: 0

    Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’de yayın yapan NTV kanalına konuk olarak Kıbrıs sorunundaki son süreci ve müzakerelerdeki gelişmeleri anlattı.

     

    Müzakerelerde güvenlik ve statünün ne olacağı başlığı altında iki mesele olduğunu ifade eden Akıncı, bir araya gelip konuşabilmek gerektiğini ve bunu başardıklarını söyledi. “Kıbrıs Rum tarafına modellerden bir tanesini sunduk. Gerekli açılımı görmediğimiz için daha ileri gidemedik” diyen Akıncı, şunları aktardı:

    TÜRKİYE’NİN GARANTİSİ

    “Diyelim ki 1963’te yaşadıklarımız yeniden cereyan etti. 63 Anayasası’nın bize verdiği haklar vardı, oradaki haklarımızdan gaspa uğradık, Kıbrıslı Rumlar 63’ten beri bütün devletin sahibi konumuna yükseldiler. Dolayısıyla kurduğumuz federasyon Kıbrıslı Rumların tavrı yüzünden yine çatırdarsa, haklarımızı gasp etmeye yönelirlerse, son çare olarak dedik ki ‘Kıbrıslı Türkler en azından kendi parlamentolarından geçirecekleri bir kararla bu gidişe dur diyecek bir güç görüyorlar; o da Türkiye’nin gücünden yararlanmak’… Önce anlayışlı davrandılar. Sonra Rum lider, iki ayrı devlet söylemi konfederasyonu çağrıştırır dedi”.

    “RUM TARAFI SIFIR ASKER, SIFIR GARANTİ DİYOR”

    Akıncı, şöyle devam etti:

    “Türk askeri belli bir sayıda kalsın. Yine adı değişebilir, Yunanistan’ın önerdiği dostluk paktı var, ama içi boş, adına dostluk anlaşması diyebilirsiniz adına ama ilerideki federal birleşik cumhuriyette onların yine kendi aralarında akdedebilecekleri bir dostluk anlaşması çerçevesinde Kıbrıs’a dönük yine dış tehditler farklı biçimlerde devam ediyor, savunmasına katkıda bulunacak bir yeni ittifak olabilir, Türkiye burada yerini alabilir.

    Geçmişte Kıbrıslı Türklerin ayrı polis teşkilatı olmadığını hatırlatan Akıncı, şimdi ayrı meclis, hükümet, mahkemeler olacağı gibi ayrı polis gücü de bulunacağını ve Kıbrıslı Türklerin kendi emniyetini, iç güvenliğini kendisinin sağlayacağını ifade etti. Akıncı, “Federal polisin gücü de yüzde 50-50 eşit olacak. Bunlar karara bağlandı. Ancak eğer statü tehlikeye girerse, o zaman bizim kurucu devletimizin çerçevesinde kalacak bir müdahale hakkını Türkiye’ye verelim, ancak tehlikeye girersek bu çağrıda bulunalım. Bu müdahale hakkı sadece Türkiye’nin değildir. Statü tehlikeye girerse hem Yunanistan hem de Birleşik Krallık’ın bu hakkı vardır. Şu anda söyledikleri sıfır asker-sıfır garantidir, bunu da bizim kabul etmemiz mümkün değil. Mont Pelerin’de ortaya çıkan nokta, Kıbrıslı Türklerin arzu ettiği bir güvence ve statünün korunması anlamındaki garantilerin AB kapsamında sağlanamayacağı çok net ortaya çıktı. AB’nin böyle bir mekanizması yok. O da henüz kendini oluşturma çalışmasında”.

    “KIBRISLI RUMLAR DAHA MAKUL OLMALI”

    Kıbrıslı Rumların ‘en aşırıdan daha az aşırıya giden talepleri’ olduğuna dikkat çeken Akıncı, çözüm olmadan bütün askerlerin adadan çıkmasını istediklerini ve birkaç yıl içinde bu askerin sıfırlanmasını söylediklerini belirtti. Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “40 bin askere gerek yok zaten. Bir çözüm durumunda bu sayının ineceği aşikar. Sayıda uzlaşılabilir. 1963’te 650 Türk, 950 Yunan askerinde uzlaşılmıştı. Buna benzer bir rakamı Sn. Erdoğan da seslendirdi geçenlerde. Rakam o kada büyük bir olay değil. Yeter ki varlığı üzerinde bir mutabakat sağlansın. Sıfır asker-sıfır garanti talebi olunca bunu konuşamıyorsunuz. Kıbrıslı Rumlar daha makul olmalı. Bu, Kıbrıslı Türklerin referandumda kabul edebileceği bir şey değil. Referandumda onay almaz. Kıbrıslı Türkler, yüzde seksenlerde Türkiye’nin garantisini istiyor. Biz bir tarafın güvencesini istiyoruz ama diğer taraf için de bir tehdit algısı olsun istemiyoruz”.

    “EVET, EN SONA GELDİK…”

    Müzakereler boyunca gündemi yoğun şekilde meşgul eden haritalar konusunda da açıklamalarda bulunan Akıncı, şunları söyledi:

    “Harita konusu da güvenlik-garanti konusu gibi hassas konulardan biri. İlk dört başlık, yönetim, güç paylaşımı, ekonomi, AB ve mülkiyetti. Bunlar da önemli konular. Ama toprak ve güvenlik en hassas konular. En sona bırakıldı. Evet, en sona geldik. Artık 2014 mutabakatında öngörüldüğü gibi bütün başlıklar birbiriyle ilintili konuşuluyor. Kıbrıslı Rumlar konuların toprakla ve diğer başlıklarla ilintisini koparmak istiyorlardı. Türkiye ve Kıbrıslı Türkleri uluslararası baskı altına alıp kendi fikirlerini empoze edeceklerini düşünüyorlardı ancak bu olmadı, mesele evrildi. 6 başlıktaki 8-10 konu el ele paralel bir sonuca gidebilir. Sadece benim değil hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir harita sundu Kıbrıslı Rumlar. Tabii ki onların aşırı talepleri var; gerçi arada yüzde 1 fark var ama iki harita birbirlerinden çok farklı. Bir uzlaşma bizim öngördüğümüz temele çok yakın bir yerde olabilir. Haritaları gerçekçi değil. Bunu kabul edebilecek hiçbir Türk yoktur. Yer adı vermemeye karar verdik. Şu anda ne bizim haritamız ne de onlarınki sunulmuş değil. Vardığımız mutabakat %29.2 biz, %28.2 onlar… Sundukları harita o oranda mı değil mi, bizimki tamam mı değil mi; bunlara BM’nin haritacısı baktı. Bu kriter yerine geldi ve Eide’ye verdik, kilitlendi, BM’de muhafaza altına alındı. İki taraf da birbirinin haritasını reddetti. Bu harita ta yıllar öncesinden eğer Kıbrıs’ta bir çözüm olursa hangi oranda olabilir diye konuşulduğunda Perez döneminde, rahmetli Denktaş’la konuştukları ve üzerinde mutabakat sağlanan bir orandır. Yüzde 29 + konusu sadece Sayın Denktaş’ın telafuz ettiği değil, paketin bir parçasıdır. Yeni bir oran değil. O dönemde de haritalar çizildi ancak kamuoyuna yansımadı. Teknik uzmanlarımızla 25 versiyon çalıştık, istişare halinde BM’ye bu harita sunuldu. Türkiye Dışişleri ile sürekli bir diyalog ve istişare içindeyiz, Türkiye’nin Kıbrıs’taki bir çözümü desteklemesi son derece önemli. Lütfen Kıbrıs konusunu bir yolunu bulalım ve Kıbrıs’ta da Türkiye’de de iç siyaset malzemesi yapmayalım. Bulunacak çözüm herkesin bileceği, göreceği, tartışacağı ve gönül huzuru içinde referandumda evet veya hayır diyeceği bir noktada şekillenecek. Yangından mal kaçırmıyoruz. ‘Akıncı yüzde 30’dan başladı ama 25’e inecek’ deniyor. İstesek de inemeyiz. Alt sınırımız %28.2. O da Rumların haritası ve biz bunu reddettik”.

    “DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIĞI İÇERMEYEN BİR PLANI MUSTAFA AKINCI REFERANDUMA GÖTÜRMEZ”

    Kıbrıs sorunu çözülecekse Rumların güç paylaşımındaki tutumunun olumlu olması gerektiğine ve başka türlü çözümün olamayacağına dikkat çeken Akıncı, “Kabul edeceğinizi anlarsınız ama bu söylenmek istenmez. Bunu sabırlı bir şekilde sürdürmek kalır. Dönüşümlü başkanlık siyasi eşitliğimizin temel parametrelerinden biri. Bunu içermeyen bir planı Mustafa Akıncı referanduma götürmez. Kararlara etkin katılım, Bakanlar Kurulu’nda kararlar nasıl alınacak, çeşitli kurullar olacak, sayılar bir kısmında eşit olacak, bir kısmında daha az olacak, onlar bunu veto olarak algılıyor ama biz bunu katılım olarak algılıyoruz. Bizim de katılımımızla kararlar alınabilecek. Eskiden Cumhurbaşkanı muavininin savunma, dış politika ve güvenlik konularında veto hakkı vardı. Dönüşümlü başkanlığın altı boş değildir. Bu üç konuda Kıbrıslı Rum-Kıbrıslı Türk başkanlar birlikte karar aldığı takdirde geçerli olacak. Bakanlar kurulunda ilk defa 7’ye 4’ü kabul ettirdik. 7 Kıbrıslı Rum, 4 Kıbrıslı Türk” dedi.

    EV YAPMAK İSTEYEN EMEKLİ RUM…

    Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hayatın gerçeği şu: Kuzey boş bir yer değil. Yerleşim alanları dolu. Yaşayan Kıbrıslı Türkler var. Almanı, İngilizi, Nijeryalısı da var, 100 ülkeden insan var Kuzey’de. Ama Kıbrıslı hep çoğunlukta. Türkiye’den kardeşlerimiz var. Karpaz’da 500 civarında Rum var. Bir AB ülkesi olacaksınız. Yazlık ev yapmak isteyen bir emekli Rum gelmek isterse gelsin yapsın. Bunları hoşgörüyle karşılamak lazım. Ama o gelenler siyasi hak kullanacaklar mı? Hayır. Bu hakları yıllar içinde tavanı yüzde 20’ye varabilecek yasal ikametgah sahiplerine, o da sadece yerel seçimlerde geçerli olmak üzere verilecek. Çok abartmayın diyoruz. İnsanların kurulu yaşamları var. Rumların istedikleri var. Kıbrıslı Rumlar, iade edeceğimiz topraklara 90 bin göçmenin gelebileceği kadar bir iadeyi kriter olarak önümüze koydu ve biz bunu kabul etmedik”.

    “ÇÖZÜM İÇİN BİZİM KUŞAĞIN SON DENEMESİDİR”

    Müzakereler konusunda çözüm için son şans olup olmadığı konusundaki bir soruyu ise Akıncı şöyle yanıtladı:

    “Ben aslında 2016 sonunu hedef olarak koymuştum. BM de bu hedefe uyum sağlamıştı. Hatta Kıbrıslı Rum lider ve Türkiye de bunu bir hedef olarak koymuştu. Ocağa sarktı bu iş. Biraz da uzadı. Uzamaması herkes için yararlı olur. Biz bir ortaklık kurma çabası içindeyiz. Diğer ortak olacak taraf ‘ben bu yarıda memnunum, böyle devam edeceğim’ derse zorla yanınıza getiremezsiniz. O durumda KKTC kendi yoluna elbet devam edecek. Bence bizim kuşağın son denemesidir. Ben ve Anastasiadis, aynı yaşlardayız. Adayı federal bir çatı altında birleştirme adına son deneme olduğunu değerlendiriyorum”.

     

     

     

    Kaynak: Kıbrıs Postası

    Paylaş