CENEVRE ÖNEMLİ BİR FIRSAT

    reklam alani

    Views: 2

    Güzelyurt Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) Başkanı Reşat Kansoy, Cenevre öncesi açıklamalarda bulundu.

     

    Kansoy, yarım asırdır adada müzakere sürecinin devam ettiğini, Kıbrıs Rum ve Türk toplumları ile birlikte adada yaşayan tüm azınlıkların; öncelikli çözülmesini beklediği sorunlarının en başında gelen Kıbrıs’ın yeni bir statüye kavuşturulması için tarafların hazır olduğunu ifade etti. Kansoy, 9- 12 Ocak tarihleri arasında yapılacak Cenevre Zirvesinin adanın geleceği için önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

    Liderler ile birlikte zirveye katılacak olan garantörlerin de çözüm ve barış sürecine olumlu katkılar sağlayarak, çözümsüzlük ve bölünmüşlük nedeni ile yıllarca kaybedilen ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerin yeniden yapılandırılması ve gelecek nesillere umut, güven verebilmesi adına güçlü, kararlı adımlar atacaklarına inandığını belirten Kansoy şöyle devam etti:

    “Kıbrıs Türk müzakere heyetinin üstün çabaları ve olumlu katkıları yanında, Kıbrıs Türk Toplum Lideri Akıncı’nın sürece yapmış olduğu kişisel katkılarının, Anastasiadis, Kıbrıs Rum Toplumu ve Uluslararası toplumlar tarafından iyi okunması gerektiğini, teferruatlarla daha çok zaman ve motivasyon kaybetmenin anlamsız olduğunu; Cenevre Zirvesinin, referandum sürecini başlatması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca çözüm sürecinin maliyeti ve finans konularını çözümleyerek adaya dönmelerini umut ediyorum.

    Oluşacak yeni statünün korunacağı güçlü bir anayasanın ve güvenlik ile garantiler sisteminin tüm kesimlerce kabul gören, sürdürülebilir barışın temellerinin atılacağı ilk adım olacaktır. Toplumları ve adada yaşayan tüm renklerin hak ve özgürlüklerini koruyan, eşit, adil Federal Anayasa’nın teknik heyetlerce hazırlanıp, 2017 yıl ortasına kadar tamamlanması ve toplumların iki ‘Evet’ ile Akdeniz dahil Kıbrıs’ın kaderinin yeniden şekillenmesi için istenç ve çaba göstermesi gerektiğini, Kıbrıs adasının güzel yarınlar yaşayabilmesinin buna bağlı olduğunu görmemiz gerekmektedir. Tarihimizde yaşamış olduğumuz, ayrılıkçı, ötekileştiren, bir döneme damgasını vurmuş hastalıklı ideoloji ve emellerin nelere sebep olduğunu hatırlatmak isterim. Evlerinden, iş yerlerinden mahrum olmayı bırakın, masum insanların ve ailelerin canları ile ödediği bu sapkın düşünce yapısının ne Kıbrıslı Rumlara ne de Kıbrıs Türklere ve Akdeniz ekonomisine katkı sağlamadığını bu adada yaşayarak tecrübe etmiş bulunuyoruz. Bu tehditkar ve mevcut statükodan güç kazananlar ancak ve ancak Kıbrıs’ta yaşayan tüm barış güçlerinin el ele, birlik ve beraberlikleri ile verilecek uzun soluklu bir mücadele sonucu dönüşüp, yok olabileceklerdir.”

    “Müzakerelerden en fazla etkilenene bölge Güzelyurt”

    Kansoy, Güzelyurt’un süre gelen müzakereler boyunca adada olumsuz yönde etkilenen tek belde olarak örnek gösterilmesinin yanlış olmayacağı görüşünü taşıdığını kaydetti.

    Siyasi belirsizliğin ve toprak konusundaki pazarlıkların bu topraklar üzerinde yarattığı olumsuz etkilerini göç, işsizlik ve yatırım (konut, işyeri, sanayi, ticaret, tarım, hayvancılık, turizm) oranlarına bakarak anlamanın mümkün olduğuna dikkat çeken Kansoy, “Her Kıbrıslı Türk gibi Güzelyurt beldesinde yaşam mücadelesi veren yurttaşlar da belirsizliğin ortadan kalkması ve uluslararası hukuka dahil olmayı öncelikle arzulamaktadır. Çözüm sürecinde, ‘Ortak Yaşam Alanı Güzelyurt’ mümkündür ve olmalıdır.

    Güzelyurtlunun kendini ait hissedeceği, toprağa, yeniden üretmeye ve alın terini, hak ettiğinin karşılığını almaya ihtiyacı vardır. Güzelyurtlunun eriyen nüfusu, ekonomisi ve kültürel yapısı ancak ve ancak istikrarlı, programlı, kalkınma planı ile mümkündür. Kıbrıs genelinde tarımsal verimliliği en yüksek bu bakir topraklar, çözümsüzlük sürdükçe, amaçsız ve bilinçsizce heba edilmeye devam edilecek gibi görünüyor” dedi.

    “Düşünün 1976 yılında, 75 bin dönüm olan canlı narenciye bahçesi 2016 yılında 35 bin dönümlere kadar düşmüştür. Güzelyurt bu şekilde nüfus kaybetmeye devam ederse, 2021 yılında, Gönyeli Belediyesi’nin gerisine düşecektir. Üniversite yatırımları ve Lefke kentinin “cittaslow” markasını alarak sit alanlarını korumaya alması, yatırımların bir miktar Güzelyurt bölgesine kaymasını sağlayacaktır” dedi.

    Kansoy, şöyle devam etti:

    “Ancak, alt yapısı ve üst yapısı yetersiz olan, Master Planı ve imar çalışmaları olmayan Güzelyurt kenti, ileriki zamanlarda üstünde yaşayanlara mutluluk veremeyecektir. Bu tehlikeleri öngöremeyen yerel yönetim, hükümetler ve Güzelyurt halkını üzülerek uyarmak isterim. Bakir olan bu toprakların ada genelinde örnek yaşanabilir kent olabilmesi için, tarımsal master planına, turizm master planı, imar projelerine ve herkesin faydalanabileceği toplu konut projelerine ihtiyacı var.”

    Paylaş