Töre, Türkiye’de konferansa katıldı

reklam alani

Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk ordusunun adadaki varlığı, bedenimizdeki can, damarlarımızdaki kandır. Ne Türk Milleti’nden, ne Türkiye’nin garantisinden, ne de KKTC’den asla vazgeçmeyiz” dedi.

Meclis Başkan Yardımcısı Zolru Töre, Türk Birliği Dayanışma Derneği’nin organizasyonunda  Çorum Belediye Başkanlığı ve Hitit Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta Oynanan Oyunlar” adlı konferansta konuştu,

Meclis Başkan Yardımcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre Töre, Çorum’da Barış Pınarı Harekatı’na destek mitingine katıldı. Töre, etkinliğe beraber katıldığı AK Parti Başkanvekili Numan Kurtulmuş ile karşılıklı hediye takdiminde bulundu.

Töre, konferansta yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kıbrıs adası İpek Yolu üzerinde, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde, stratejik bir konuma sahiptir. Bu adadaki hakimiyet Ortadoğu bölgesinde ve enerji kaynaklarının kontrolünde stratejik bir üstünlüğü getirmektedir, bundan dolayı da asırlar boyunca Kıbrıs adası farklı milletlerin hamiyetli altına girmiştir. 1571’de atalarımız Osmanlı Devleti 80 bin şehit vererek Türk toprağı haline getirmiştir. 307 yıl adada ki Türk hakimiyeti devam ederken Osmanlı Devleti’nin bütünlüğüne yönelik Rus tehdidi karşısında İngilizlerin Osmanlı’ya yardım etme vaadi ile Kıbrıs adasının yönetimi geçici olarak İngilizlere verilmiştir. Osmanlı Türk askerlerinin adadan çekilmesiyle Kıbrıs’ta kalan Türkler bir gün yeniden Osmanlı’nın geri döneceğini beklemişlerdir. Kıbrıs Girit olamaz. Kıbrıs Türkleri, Osmanlı Devleti’nin dağılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk’ten başlayarak yakın ilgiye mazhar olmuş, Türkiye’nin bir gün Kıbrıs’a geleceğine inanılarak milli ve manevi değerlerini korunmuş, ulusal kimlik yaşatılmıştır”

Rum ve Yunanlıların Kıbrıs’ın tamamını Helen adası yapmak için mücadele ettiklerini ve  Kıbrıs’ın da bir gün Girit gibi olacağını söyleyip durduklarını kaydeden Töre, 12 adalardan sonra Kıbrıs’ı da 13. ada olarak Yunanistan’a bağlamak istediklerine dikkat çekti.

Töre konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Osmanlı döneminde Kıbrıs’a Akıncılar olarak gelen Türk ordusu 1955’li yıllarda, Volkan, 9 Eylül, Karaçete ve sonra da Türk Mukavemet Teşkilatı ile milli varlığını korumak için maksadıyla direnişini sürdürmüştür. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş, kurulan cumhuriyetin  ortağı olarak Kıbrıs Türk halkı da yer almış fakat Rumlar ve Yunanlılar bu durumu hazmedemeyerek Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığından silah zoruyla çıkarmışlardır. Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi kararıyla 1964’te Birleşmiş Milletler Barış gücü askerleri adaya gelmiş  fakat BM askerleri Kıbrıs Türk halkına uygulanan zulüm, baskı ve soykırımı önleyememişlerdir. 15 Temmuz darbesi amacına ulaşamadı “15 Temmuz 1974’te Rumlar Kıbrıs Yunan (Helen) Cumhuriyeti’ni ilan etmiş bunun üzerine Türkiye 1960 anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük görevini yerine getirerek 20 Temmuz sabahı mutlu Barış Harekatı’nı başlatmıştır. Kuzey’deki Rumlar Güney’e, Güney’deki Türkler de Kuzey’e taşınarak nüfus anlaşması yapılmıştır”

İki bölgeli 2 toplumlu federasyon yapısına dayalı Birleşik Kıbrıs için müzakereler yapıldığını ancak bir sonuç elde edilemediğini kaydeden Töre, şunları söyledi:

“Rumlar, Kıbrıs Türk halkını siyasi eşitliğe dayalı kabul etmemektedir. Garantilerin kaldırılmasını ve Türk askerinin adadan çekilmesini şart koşmaktadırlar. ABD ve Avrupa’nın şımarık çocuğu “ABD ve Avrupa’nın da şımarttığı Rumlar, Kıbrıs’ı ve Doğu Akdeniz’deki doğal zenginlikleri ele geçirmek için çeşitli Bizans oyunlarına devam etmektedir.  Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ettiler ama Kıbrıs adasının yüzde 36’sını ele geçiremediler. Bu topraklarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti vardır.  Türk Ordusu ve Kıbrıs Türk Mücahitleri, özgürlüğümüzü, güvenliğimizi ve istiklalimizi korumaktadırlar. Rum ve Yunanlılar şu anda denizleri işgal etmeye çalışıyorlar ama Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti denizlerdeki haklarımızı da kararlı bir şekilde korumakta ve savunmaktadır.

Dünya 5’ten büyüktür diyen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı dikkate aldığımızda bu tanımlamanın çok gerçekçi olduğunu haykırarak ifade ediyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk ordusunun adadaki varlığı bedenimizdeki can, damarlarımızdaki kandır. Ne Türk milletinden, ne Türkiye’nin garantisinden, ne de KKTC’den asla vazgeçmeyiz. Girit ve Batı Trakya ile 12 Adalar’da oynanan oyunun Kıbrıs’ta da oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz. İyi ki Anavatan Türkiye’miz vardır, iyi ki Türk milletinin Kıbrıs’taki mensuplarıyız. Ne mutlu Türküm diyene”

reklam alani
Paylaş