Cumhurbaşkanı hükümeti, Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili bilgilendirdi.

reklam alani

Cumhurbaşkanı Akıncı hükümeti, Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili bilgilendirdi.
Bakanlar Kurulu’nun, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki toplantısı yaklaşık 2 saat sürdü.
Akıncı toplantı sonrası yaptı açıklamada, BM Genel Sekreteri’nin Geçici Özel Danışmanı Jane Holl Lute ile yaptığı temasların sonrasında ve Rum Lider Nikos Anastasiadis’le 26 Şubat’ta yapacağı görüşme öncesinde bugün Bakanlar Kurulu ile değerlendirme yaptıklarını belirtti.
Akıncı, yararlı bir görüş alışverişli olduğunu, aynı çerçevede 19 Şubat Salı günü de Meclisi bilgilendireceğini söyledi.

Akıncı, açıklamasının ardından Başbakanlıktan ayrıldı, Bakanlar Kurulu toplantısı devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bizim yaptığımız tüm temaslar Sn. Lute dahil tüm görüşmelerimizin tutanakları Meclis’e, hükümete gidiyor. İlgili arkadaşlar okuyup değerlendiriyor. Yine de zaman zaman bu tip buluşmaları yapmamız lazım.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim; ilgili yasa ve Anayasa’nın hükümlerine göre Meclis’i toplantıya çağırma yetkisi Cumhurbaşkanı’nda, Meclis Başkanı’nda, hükümet başkanında ve 10 milletvekilindedir. 10 milletvekili Cumhurbaşkanı’nı meclise çağırabilir gibi yorumlarda bulundu bu doğru değil. Cumhurbaşkanı, meclisi çağırabilir ancak 10 milletvekili imza toplayıp Cumhurbaşkanı’nı meclise çağıramaz. Ama Cumhurbaşkanı, meclisi toplantıya çağırabilir. Yeri gelmişken bunu düzeltmek istedim. Önemli olan yeri ve zamanı geldiğinde bu ihtiyacı karşılıklı duyarak bu diyaloğu geliştirmemizdir.

Son 1.5 yıldır meclisi çağırmamı gerektirecek bir neden olmadı. Sn. Lute geldi, bu süreç bir yere doğru gider mi gitmez mi, ortak sorunlar nelerdir, bunları enine boyuna meclisimizde konuşup tartışacağız. Bir sır değildir. Hükümetteki partilerin kendine özgü program ve düşünceleri var. Benim de halktan aldığım bir yetki var. O yetkiyi hangi çerçevede aldığımı herkes biliyor, o yetkiyi kullanıyor.

BM Genel Sekreteri, Crans Montana çöktükten sonraki raporunda biz sizlere yardımcı olabiliriz, eğer bu çerçevede bizimle temas kurup yardımcı olmamızı isterseniz dedi. O çerçeve de iki bölgeli iki toplumlu federasyondur. Ama iki taraf ortak bir karar alır bize başka bir şey söylerse ona da bakarız denildi. Lute geldi, temaslarını yaptı, böyle bir durum yok. Bizi ilgilendiren; Rum tarafının BM’ye ne söylediği. Şimdi desantralize federasyon istiyorum diyor ama altını doldurmuyor. Öneri nedir? Ne çerçevede bir desantralizasyon istiyorsun, ortak devletin hiç mi yetkisi olmayacak? O zaman iki ayrı bağımsız devletten bahsediyoruz demektir. Ama dediği o da değil. Federasyon değil, onu da biz kabul edemeyiz. Bu kafa karışıklığının gitmesi, Lute’un çalışmalarının sonunu görmemiz lazım. Hükümette daha farklı görüşteki partiler var. Her parti kendi görüşünü kendi açıklasın. Hükümet programına da bir şey yazılamadı, çünkü farklı farklı düşünceler olduğu açık. Kamuoyu şunu bilsin istiyorum; biz halkımızdan aldığımız yetkiyle bir süreci ileriye götürmeye çalışırken bunun ne kadar zor olduğunun farkındayız. Siyasi eşitliğimizi içermeyecek önerilere tolerans gösterecek değiliz. Rum tarafının yanlışlarını da bütün dünya görecek, kendi içindekiler de bir bir görmeye başladı. Bir başsavcı, BM parametresiyle ilgili diyebiliyor ki; bu veto değil kararlara katılım demektir diye Anastasiadis’i uyarabilmekte. Biz tutarlı gitmeliyiz. Rum tarafının yanlış tavırları karşısında başka yöne bakalım dediğimiz anda BM parametrelerinin dışına çıkan taraf olarak suçlanacağız.

Benim yapmaya çalıştığım statükonun bertaraf edilmesi için en fazla çabayı harcayan kişilerden biriyim. Bu, BM çerçevede olacak. Kavga ederek olmayacak. Fırsat olursa müzakere ederek olacak. Biraz sabır diyorum. Kıbrıs Türk tarafı çözümü en çok isteyen taraf. Bunda bir kuşku yok. Statükonun en büyük mağduru Kıbrıslı Türklerdir. Uzun vadede Rumların da bu kaygıyı taşımasının doğru olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla en büyük mağdurunun, çözümü en fazla isteyen taraf olması çok doğal değil mi? Bizim kadar başkaları bunu isteyemez; eşyanın tabiatına aykırıdır.

Ne bizim kadar Rum tarafı istiyor ne de başkaları. Türkiye çözüm için destek verdi mi, yardımcı oldu mu? Evet. Özellikle son Crans Montana’da çözüm çıkabilmesi için katkısını koydu, Annan Planı sürecinde desteğini sonuna kadar verdi ama bunun en büyük mağdurunun Kıbrıs Türkü olduğu ve en çok da çözüm isteyen bizim olmasının doğal olduğu sonucunu değiştirmez.”

reklam alani
Paylaş