POLİTİS: “ANLAŞMAZLIK KONULARI DERİN”

    reklam alani

    Views: 0

    Politis gazetesi manşet haberinde Türkiye ile KKTC Cumhurbaşkanı arasında anlaşmazlıklar olduğunu, Ankara’nın Akıncı yerine müzakerecisi Nami ile çalışmaya yöneldiğini ileri sürdü.

     

    KKTC Cumhurbaşkanı ile Türkiye’nin Kıbrıs konusunda anlaşmazlık yaşadıkları ileri sürüldü.

    Güney Kıbrıs’ta yayınanan Politis gazetesine göre “Kıbrıslı Türk lider Mont Pelerin sonrasında zor durumda – Ankara ve Akıncı anlaşmazlığı yalnız taktik konularda değildir”.

    Gazeteye göre Mustafa Akıncı Kıbrıs sorunundaki hareketlerinde artık puslu bir ortamda hareket ediyor ve her şey Kıbrıslı Türk liderin Tayyip Erdoğan’ın şahsına beslediği bütün güveni kaybettiğini gösteriyor.

    ANLAŞMAZLIK KONULARI DERİN

    Politis gazetesi Türkiye ile Akıncı arasındaki anlaşmazlık konularını ise KKTC’deki siyasi çevrelere dayanarak şöyle sıraladı:

    “Kıbrıs Türk siyasi çevrelerine göre artık önünde net gösterge ve işaretler bulunan Kıbrıslı Türk lider durumu fark etti. Aynı çevreler, şu anda Ankara’nın bir kez daha, çok daha iyi (Talat döneminden beri) tanıdığı ve Türk Dışişleri Bakanlığı’ndaki belirli çevrelerle çok sıkı işbirliği içinde olan Özdil Nami’ye yöneldiğini söylüyor.

    Peki Tayyip Erdoğan’ın ve Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Akıncı’ya ve onun icraatlarına yükledikleri nedir? Aynı bilgilere göre, Akıncı icraatları ve Türkiye’nin talepleri 2016’da Mont Pelerin’de, Kıbrıslı Türk lider harita konusunu ele alıp şifahen de olsa belirli bir sayıda Kıbrıslı Rum göçmenin geri dönüşüne dair söz verdiğinde saptı. Aynı çevreler Politis’e ‘özellikle Cenevre’deki görüşmelerden sonra, daha doğrusu Kıbrıs Türk tarafınca harita sunulmasından sonra iki taraf arasındaki uçurumun yalnız özde değil taktik konusunda da olduğunun ortaya çıktığı yorumunu yaptı.

    Aynı kaynak ‘Müzakere açısından dönüşümlü başkanlık artık güvenlik ve garantiler alanında karşılık haline geldi. Belki son aşamadaki genel pazarlığa rağmen, bir yanda Kıbrıs Türk haritası öte yana da Kıbrıs Rum haritası olduğundan Türk tarafı artık Toprağı müzakere etmek zorundadır. Pazarlık bu iki olgu arasındadır, verilecek karşılıklar da dönüşümlü başkanlıktan değil açıkta kalan diğer meselelerden olacak. Omorfo’nun ( Güzelyurt) verilip verilmeyeceği, Karpaz’ın federal denetimde mi kalacağı dönüşümlü başkanlığa tabi değildir. Aksine, Güvenlik ve Garantiler Yönetim başlığının bu önemli açık kalan meselesiyle bağlantılıdır’ dedi.

    İŞİN ÖZÜ

    Ancak Ankara ile Akıncı anlaşmazlığı yalnız taktik konularla sınırlı değil. Kıbrıslı Türk lider, Toplumunun Türkiye’nin sütünden kesilmesini gerçekten istediğini ve Kıbrıs Rum tarafının; her şey yolunda giderse, takvimle de olsa Kıbrıs Türk federal devletçiğinde Türk siyasi varlığının sona eriş tarihi olması gerektiği tezini kucakladığını gösterdi.

    Cenevre toplantısı sonrasında yapılan açıklamalar takip edildiğinde, görüşler arasındaki uçurum hakkında bir fikir edinilebilir. T. Erdoğan’ın başdanışmanının, Akıncı’nın ‘Kıbrıs Türk toplumunun AB’ye girişi Türkiye’nin Avrupa ailesine girişine yardımcı olabilir’ sözüne tepki gösterdiği son açıklamaları bu fikir ayrılığının doruk noktasıydı.

    Türk Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı Türk askerlerin Kıbrıs için döktüğü kan ile karşılık verdi. Bu açıklama, Türkiye’deki iç durumdan da dolayı şüphesiz milliyetçi tonların korunması gereğini de yansıttı. Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’taki Türk garantörlük haklarının sorgulanmaması gerektiğini göstermek için kullandığı ‘sonsuza dek’ ifadesi de Sayın Akıncı’nın genel teorisiyle çatışan bir unsurdur.

    ÖZGÜRGÜN ERDOĞAN’IN İSTEDİKLERİNİ SÖYLÜYOR

    Çoğu kişi Kıbrıslı Türk lideri, müzakerelerdeki yanlış icraatlarından dolayı eleştiriyor.

    Açıklamaları o kadar da sürekli ve hedefli olmayan Serdar Denktaş’ın aksine Hüseyin Özgürgün ve Ertuğruloğlu ile sözde hükümet kılıcını çekti. Çünkü Özgürgün ile Ertuğruloğlu’nun Türk liderliğiyle teması var, Serdar Denktaş ise , aynı frekansta olmasına karşın, Erdoğan’ın çevresinden kopuk duruyor. Özellikle Özgürgün yanan meselelere vuruyor. Bu, başta Omorfo (Mont Pelerin’den önce Erdoğan ile yaptığı kısa görüşmeden sonra), daha sonra Ankara’nın kendilerini Toprak ve Garntiler’e (Yıldırm ve Erdoğan’ın Cenevre konferansı öncesindeki uzun görüşmesinden sonra) satmayacağından emin oluşu ve son olarak da Erdoğan’ın harita ile ilgili açıklaması (Kokkina’nın (Erenköy) Omorfo ile bağlanması ve sadece Maraş’ın iadesi). Bunları son iki yıldır şahsen biliyordu. Bu tür açıklamalar artık süreklidir ve Ankara’nın M. Akıncı’nın arkasından oyun oynadığının açık göstergesidir.

    AKINCI MECBUREN SUSUYOR

    Cenevre’nin bitmesinden kısa süre önce ‘Kocas yanlış anlaşılması’ hâkim olmuş olabilir ancak öteki anavatanın kızı ile ilişkileri de paralel yollara girmişti. Çünkü Yunanistan Dışişleri bakanı Türkiyeli ve İngiltereli mevkidaşları ile diyalğoğun sadece garantör güçler düzeyinde devam etmesi konusunda anlaştığında itiraz edenler arasında Mustafa Akıncı da vardı ancak Akıncı itiraz edemedi veya rahatsızlığını gösteremedi. Ancak Mustafa Akıncı, ister kameralar ön ünde olsun ister açıklamalar çerçevesinde, Ankara ile mükemmel ilişkiler oyununu oynamaya mecburdur.

    Paylaş